![]() |
![]() |
![]() |
![]() Küresel ısınma sağlığımızı tehdit ediyor! |
![]() |
Aşırı sıcak sivrisineklerin enfeksiyon bulaştırmasında tek başına etken değildir. Küresel ısınmayla birlikte sıklaşan sel ve kuraklıklar sineklere yeni üreme zeminleri oluşturarak çoğalmalarını kışkırtabilir. Sivrisineklerin yumurtaları kuluçka dönemindeyken durgun suda canlı kalır. Selin çekildiği zamanlarda kalan su birikintileri veya kuraklıkla derelerin durgun havuzlara dönüşmesi, insanların su bulundurmak için açığa koydukları büyük bidonlar yeni doğan sivrisinekler için küvöz işlevi görür. Sıtma ve Dang Humması sivrisineklerin bulaştırdığı hastalıklar içinde küresel ısınma tırmandıkça dramatik bir şekilde yayılan hastalıklar arasında yeralıyor. Her iki hastalık da, geçtiğimiz on yıl öncesinde, Amerika'dan Asya'ya, dünyanın çeşitli bölgelerinde ara ara görülmüştü. Sıtma gelinen aşamada hergün, çoğu çocuk, 3000 kişinin ölümüne yolaçıyor. Kimi senaryolar, süregiden ısınmanın sıtmanın yayılma olasılığı içinde bulunan alanın, dünya nüfusunun %45'ini kapsarken, 21. yüzyılın sonunda bu oranın %60'a çıkacağını öngörüyor. 19. Yüzyılda, Avrupalı sömürgeciler Afrika'ya geldiklerinde, aşağı bölgelerin hastalık barındıran tehlikeli bataklık havasından (sıtmanın ingilizce karşılığı olan malaria köken olarak "mal aria" - kötü hava anlamında) kaçmak için serin dağlara yerleşmişlerdi. Bugün, bu sığınaklardan geriye pek çoğu kalmadı. Sıcaklık dağlar boyunca, bitkiler ve kelebeklerle birlikte yukarıya yürüyor ve zirvedeki buzları eritiyor. 1970 yılından beri, tropik bölgesinde ısının her zaman sıfırın altında olduğu seviye neredeyse 150 metre yükseldi. Güney ve Orta Amerika'da, Asya'da, Afrika'nın doğusunda ve içlerinde, yüksek irtifada sinekler ve sineklerin taşıdığı enfeksiyonlar rapor edildi. Oportünist canlılar iklimin döngüsel etkileriyle hayat buluyor. Isınmanın sonucu gelişen iklim değişiklikleri, belli vektörlerce taşınan hastalıkları beklenmedik şekilde tetiklediği için ısının artmasından daha fazla önem arzediyor. Ilık kışları izleyen sıcak ve kavurucu yazlar enfeksiyonların kuşlar, şehirlerdeki sivrisinekler ve insanlar arasında bir döngü halinde bulaşmasını kolaylaştıran ortamı yaratıyor. Örneğin geçtiğimiz yıl New York'ta görülen Batı Nil virüsünün sürpriz bir şekilde ortaya çıkmasına, ısınmayı izleyen bu olaylar silsilesinin neden olduğu sanılıyor. Sivrisineklerin yanı sıra, hastalığı taşıyan diğer bir vektör de asalaklar. Bunlar, çabucak üreyebilen ve olumsuz koşullarda, yaşayabilmek için daha özgün ihtiyaçları olan diğer türlerle kıyaslandığında dayanıklı oportünist canlılardır. 1990'larda, iklim değişikliği kemirgen hayvanların bulaştırdığı yeni bir hastalığın (hantavirüs akciğer sendromu) insanlarda görülmesine etken oldu. Hayvanlardan insanlara bulaşan bu enfeksiyon akciğerlere yerleşiyor ve öldürücü olabiliyor. Bu hastalık evresinin kendi doğallığında sona ermesi ekosistemlerin genellikle olağandışı uç koşullara dayanabildiğini gösteriyor. Hatta, ekosistemler hava koşullarındaki mevsim değişiklikleriyle yenilenirler çünkü değişken iklimlerde yaşayan türler birbirinden çok farklı koşullarla başa çıkma yetisi geliştirmek zorunda kalır. Ancak, hava koşullarında uzun erimli anormallikler ve çok geniş kaymalar yaşanması ekosistemin adaptasyon yeteneğini kırar. Düzenli işleyen ekosistemlerde, içerdiği çeşitli türlerin zarar verebilecek organizmaları denetlediği doğada, asalakların doğada bulunuşu sorun yaratmaz. Ancak, artan ısınma ve hava koşullarının uç değerlerde seyretmesi ekosistemin daha da bozulmasına yolaçar ve bu bozulma doğadaki oportünist nüfusun büyümesinde, hastalığın hızlı yayılmasında etken olur. Devamı > |
![]() |
![]() |
![]() ![]() |
![]() ![]() ![]() |
![]() |
![]() |