Eve geri dönüş ve kültürel şok

Aksi yönde yaşanan kültürel şok

Diğer yandan, aksi yönde yaşanan kültürel şok çok bilinmeyen ve az rastlanır bir olgudur. Geri dönüşün yolaçtığı sonuçlar kültürel şokun etkilerinden çok daha yıkıcı olma eğilimindedir. Mülteciler veya göçmenler, bulundukları yabancı ülkede yeni bir kültürle tanışma sürecini başarıyla tamamladıktan sonra anayurtlarına geri döndüklerinde eski kültürel çevrelerine yeniden uyum sağlamada tersine bir şoka maruz kalırlar. Geçiş süreci, yabancı bir kültüre adapte olmakla tamamlanmış olmadığı gibi, dönüşle birlikte süregiden bir aşamadır. Adaptasyonu en iyi şekilde sağlamış olanlar çoğunlukla dönüşle en çok zorluğu yaşayanlar olur. Yabancı ülkede edinilen deneyim, anayurtta başlayan yaşamın asla eskisi gibi olmayacağının işaretlerini verir. Sonuç, her bir bireyi değişmiş yeni bir ailedir. Yurtdışında doğmuş çocuklar için anayurduna uyum sağlamak daha büyük bir önem taşır.

Genel olarak, çocuklar yeni eve yaşama ve dünyaya daha geniş br pencereden bakarak gelirler ve geldikleri yerde olaylar arasında aynı düzeyde bağ kurmaları zorlaşır. Yurtdışında alıştıkları yeni yaşam tarzıyla yurtlarındaki kültürü bağdaştıramazlar. Arkadaşları ve onların aileleri davranışlarını anlamayabilir. Bu, onların çevrelerinde olup bitenlerle ilgili kayıtsız bir tutum almalarına yolaçabilir veya hınç duymalarına yolaçar. Aile de, olasılıkla tekrar görmeyecekleri bir yaşantının, yurtdışında kurdukları anlamlı bir yaşamın ve anlamlı ilişkilerin kaybedilmesinden dolayı üzüntü duyar. Eve geri dönüş bir daha tekrar üretilemeyecek bir yaşam tarzının terkedilmesi anlamına gelebilir.

Bunlara ek olarak, geri dönen insanlar kendilerinin değiştiği fikrini gözardı etmesi yeniden uyum sağlamada daha fazla zorluk yaşamalarına neden olur. Aile yeniden uyum sağlamanın ülkeyi ilk terkedişten biraz daha zor olacağına kanaat getirmiştir. Ancak, eski arkadaşlarını taşınmış bulurlar. Eskiden bulundukları mahalle aynı değildir ve kendilerini bir yabancı gibi hissederler. Çalışma yaşamını daha karmaşık bulabilirler. Fikirleri ve iş yaşamıyla ilgili geliştirilen ahlak başkaları tarafından olumlanmayabilir. Bu durumda da kendilerini yalıtılmış hissederler ve cesaretleri kırılır. Bu defa girişilen yeni yaşam kurma uğraşının daha iyi olacağını umdukları için kendi anayurtlarında uyum sorunları yaşamak katlanılmaz gelecektir. Halbuki, geri gelişin yarattığı karmaşa, ailenin yaşamlarındaki değişikliğin ne denli büyük olduğunu küçümseme eğilimleridir. Daha önce yaşadıkları yere, kendi yurtlarına döndükleri için onları alıştıklarının dışında yeni birşeyin karşılamayacağını düşünürler. Gerçekte, eve geri dönmek bırakılandan farklı bir dünyaya geri dönmektir ve aile bireyleri değişmiştir. Çocuklar daha önce yurtdışında tanık olduğu şeyleri özler (medyanın sundukları, televizyon, radyo, reklamlar, oyunlar ve diğer etkinlikler) ve anavatanı cansıkıcı bulabilir. Çoğunlukla da, dönüş yapan ailelerin çocukları yeni duruma alışamaz ve ailesinin izni olsun olmasın, tekrar geldikleri ülkeye dönenlerin sayısı az değildir.

Yeniden yurda yerleşmeyi hızlandırmanın bir yolu, aileyi en azından tersine kültürel şok yaşanabileceğinden haberdar etmektir. Aile bireyleri dönme planlarını aylar öncesinden konuşmalıdır. Birbirlerine korkularına ve kaygılarını rahatça söyleyebilmeleri gerekir ve kimsenin kendi gündemine aldığı konu atlanmamalıdır. Ailenin anayurtlarında tanıdıkları insanlarla bağlantılarını koparmamaları akıllıca olur. Geri gelişin yarattığı sorunların aşılmasında aile bireylerinin birbirini anlaması ve destek vermesi kolaylaştırıcıdır. Herkesin kendi hayatını oturtması için ihtiyaç duyulan süre dokuz aydan iki yıla kadar değişebilir. Aile bu geçişi başarıyla tamamlayabilir ancak hayat hiçbir zaman aynı olmayacaktır.

Dr. Azim Azami / Afghan Magazine