|
Gelenekselcilik ve vanguardizm arasında gidip gelen, önüne çıkan tüm sınırları bir bir aşan bir atı sürüyor Jim O'Rourke. Bazı çevreler ona modern müziğin Leonardo DaVinci'si derken hiçte haksız değiller; henüz yirmi beş yaşındayken on uzun çalara imza atmak ve Henry Kaiser, Illusion of Safety, John Oswald, Christoph Heemann, John Duncan, Voice Crack, Eddie Prévost, Kazuyuki Null, Tortoise, Derek Bailey, Eugene Chadbourne, Hugh Davies, Keith Rowe ve David Jackman gibi isimlerle çalışmış olmak, ancak Jim O'Rourke gibi bir dehanın işi olabilir. Dehanın ayak izlerinin peşinde deneysel-pop dünyasında ufak bir gezinti yapmak isteyenler, bu taraftan.
Jim O'Rourke günümüzde deneysel, pop, elektronika, indie ve avangard akımları bünyesinde barındıran ender isimlerden biri. Ancak belki de onu bu kadar özgün ve özel kılan şey bunları dik kafalı veya soğuk bir tavırdan öte sevecenlik ve içtenlikle kaynaştırmasında yatıyor. O'Rourke'un sahne kariyeri 1987 yılında Chicago'da "The Elivs Messiahs" ile başlamış olabilir, ancak Jim için her şeyin başladığı an altı yaşında ilk gitarını eline aldığı zamandı. Genellikle bu yaşta gitarını alanlar birer virtüöz olup çıkar ve bir nota fırtınasını kafanıza kakarlar. Neyse ki, hangi sebepten bilinmez, O'Rourke için müzik bundan daha öte bir şeydi. DePaul Üniversitesinde kompozisyon eğitimi alan O'Rourke, okul yılları hakkında şunları söylüyor: "Küçükken değişik türden müzikler bulmak için can atardım. Yani okulda daha önceden bilmediğim hiçbir şey duymadım. Profesörlerin çoğu kompozitörleri tanımıyordu bile. Onlar için müzik Stochausen'de ölmüştü, en fazla Steve Reich'e kadar gidiyorlardı. Müzik okulundaki eskimişliğe dikkat çeken O'Rourke okuldayken pek fazla öğrencilik hayatı yaşamadı. Okulda elektronik müzik sınıflarında öğretmenlik yaptı ve Metallica çalmak isteyenlere özel gitar dersleri verdi.
Jim ve Arkadaşları:
"Bir grup ile çalışmak benim için her zaman bir ödül gibi olmuştur. Çünkü en çok öğrendiğim zamanlar bu anlardır. Sizinkinden ayrı görüşler ve vizyonlar keşfedersiniz" sözleriyle arkadaşlıkların ve bunların müziği üzerindeki önemini açıklıyor O'Rourke. Jeb Bishop, Derek Bailey, Tony Conrad'dan Stereolab, Smog, Tortoise'a ve daha nicelerini kapsayan beraberlikler listesi var onun. Prodüktörlükten yan projelere, Jim bu isimlerin hepsinde kendisinden bir parça ve kafasındaki binlerce fikriden bazılarını gerçekleştirebileceği alanı buldu. O'Rourke'un en son birlikteliği deneysel-indie rock'ın babası Sonic Youth ile olmuştu: "Sonic youth ile birlikteliğim Kim Gordon aracılığı ile başladı. Büyük bir Smog hayranıydım ve sürekli Bill Calahan'la çalışıyordum. Böylelikle kendi çalışmalarını mikslemem için benle bağlantı kurdu. Bundan sonra "NYC Ghosts and Flowers"ı kaydettiler, sonra kayıtlar üzerinde çalışmam için beni çağırdılar ve ardından üzerine bir şeyler eklemem için beni ikna ettiler. Ben de onlara eğer üç gitar ve altta bir şeyler olursa sizle tura çıkmak zorunda kalacağım diye şaka yapmaya başladım, ama sonunda şaka gerçek oldu ve bir sene boyunca turnedeydik. Ondan sonra grubun bir parçası olmama karar verdiler. "Goodbye 20th Century"de çalışmak çok eğlenceliydi ve son albümlerinde çalmak muhteşem bir deneyimdi."
"Chicago Familyasından Değilim"
O'Rourke Amerikan indie müziğinin en son ve üzerinde en çok kafa patlatılan ürünü post-rock ve post-rock'ın kalbinin attığı yer olan Chicago ile bütünleşen bir isim. Fakat O'Rourke bunu reddediyor: "Chicago'da doğmuş olmama rağmen, asla kendimi buranın müzik sahnesinin bir parçası gibi hissetmedim. Genellikle benim ekolün en önemli üyelerinden biri olduğum gibi şeyler söyleniyor, ama asla böyle olmadı. Aslında New York'ta yaşıyorum ve oralara çok fazla gitmem. Tabii bunun yanında Chicago'da çok beğendiğim ve saygı duyduğum isimler var. Örneğin Bobby Conn, Rob Mazurek, Edith Frost yada Drag City'dekiler. Bu isimler kanaatimce Amerika'daki en iyi rock isimleri."
Jim ve Müziği:
"Kendi çalışmalarımın hepsine bir bütün olarak bakıyorum. Onları deneysel olanlar yada olmayanlar diye ayırmam. Benim yaptığım, aynı şeyi iki kez tekrarlamamak ve mümkün olan her türlü müzikal alanda çalışmak. Böylelikle değişik yönlere dağılabiliyor ve değişik şeyler öğrenebiliyorum; bu eninde sonunda değişik projeler için yararlı oluyor. Sadece bu şekilde çalışabiliyormuşum ve her şey şans eseri ortaya çıkıyormuş gibi izlenim var. Esasında bu doğru, müzik yapıyor olmam bile gelişigüzel bir durum. Eğer daha varlıklı bir aileden geliyor olsaydım film çekiyor olurdum" sözleriyle anlatıyor müziğini O'Rourke. Her ne kadar bir çokları tarafından 'Gastr del Sol'un elemanı' olarak tanınsa da Jim O'Rourke'un oldukça geniş bir solo kariyeri var. İlk çalışmaları ("Use" ve "Terminal Pharmacy") algı düşmanı, ağır ve kompleks olan deneysel çalışmalardı. 99 yılında yayınladığı "Euraka" albümü ile çizgisini her zamanki gibi biraz daha değiştirdi O'Rourke. Albüm daha indie ve ironik-pop bir tınıya sahipti, nitekim bu albümün takipçisi "Insignificance"de bu çizgiyi ve O'Rourke'un ismini biraz daha yukarılara taşıyan bir çalışma oldu. Tabii bunlara O'Rourke'un John McEntire (Sea and Cake, Tortoise) ve David Grubbs ile olan grubu ve 1993'ten en son 1998 yılında yayınladıkları "Camoufleur"a uzanan Gastr del Sol'u da eklemek gerekir
Post-rock'tan avangard'a uzanan bir çizgide Gastr del Sol bir çok müzik eleştirmeninin göz bebeği olmuş ve bir çok gruba da ilham kaynağı olmuştu. Son iki çalışması için şunları söylüyor O'Rourke: "İki albüm arasında çok büyük benzerlikler olduğu kesin, ama bazı farklılıklarda var. En büyük farklılık "Eureka"ın tamamen bir stüdyo albümü, "Insignificance"ın ise daha çok canlı kaydedilmiş bir albüm olması. "Halfway to A Treeway"in kayıtlarında ise kendimi ilk defa bir grupla çalıyormuş gibi hissettim. "Insignificance", "Eureka"ya göre daha rock. Esasında sadece daha fazla elektro gitar var (Gülüyor) kanaatimce bu iki albüm ve "Halfway to a Treeway" apaçık birer pop albümü." Jim O'Rourke müzik anlayışını haklı çıkarırcasına Mego plak şirketinden yayınladığı "I'm Happy and I'm Singing and 1, 2, 3, 4" adlı elektronika albümüyle melodiyi, aksaklığı ve karmaşayı uzun metrajlı üç parçayla bir araya getirdi ve yeni bir boyutun kapılarını aralamış oldu. Bu şimdilik O'Rourke dehasının ulaştığı son nokta; onun aşacağı ve nihayetinde bizi tekrar şaşırtacağı daha nice kavram ve nokta var.
Jim O'Rourke'dan 'Ghost ship in a storm' u dinlemek için tıklayın.
|