Pop'un Anarşist solcuları; Noir Desir

Noir Desir grubunu tanımayanlar bile onların beş yıllık suskunluktan sonra çıkardıkları "Des Visages, des Figures" albümündeki Manu Chao'nun gitarları eşliğinde tıngırdayan 'Le vent nous portera' adlı şarkısını ezbere biliyor.

Müzik kariyerlerinde 20 yılı devirmiş olmalarına aldanmayın, onlar halen ilk günkü kadar amatör ve heyecanlılar. İşin 'show business' yönüne fazla girişmediler, her yerde görünmediler ve yüzlerini fazla eskitmediler. Televizyon programlarına çıkmayı reddediyorlar, kazandıkları müzik ödüllerini kabul etmiyorlar, albümlerinin yapımı için süre kısıtlaması istemiyorlar. Yani kısacası Noir Desir aklına bir şeyi koymuşsa, siz bunu asla değiştiremeyeceğinizi bilin. Noir Desir imajını, promosyon için değil, insancıl ve hatta politik nedenler için kullanıyor.

Geçtiğimiz haftalarda düzenlenen, Fransa'nın Grammy ödülleri dengi olan 'Victoires de la Muzique' töreninde, grubun solisti Bertrand Cantat, Fransız Universal Müzik başkanına sert eleştiriler bulunduran bir mektup okudu. Küreselleşmeye karşı mücadeleye cephe alan, Universal Music'in yan firması Barclay için 1987'den beri kaydeden Noir Desir, 'yoldaş başkan'larına isimlerini kullandığı için sitemde bulundu.

Bertrand Cantat, okuduğu sert üsluplu mektubun ve öfkesinin nedenlerini Le Monde'a verdiği bir söyleşide anlattı; biz de sizler için çevirdik.

1996'da iki ödüle layık görülmüştünüz, ama organizatörlere bir faks çekmekle yetindiniz. Bu sene törene gelmeye ve bu mektubu okumaya sizi ne teşvik etti?

Bunu yapmamız gerekiyordu, neredeyse fizik bir ihtiyaca dönüşmüştü; içeriye çekiliyoruz ve sadece seyirci kalıyoruz. Bu adam bizi ve Zebda'yı teminat olarak kullanıyor. Bizim sayemizde, "Bende açık sözlü, neredeyse anarşist insanlar var" diyebiliyor. Hayatımızın 20 yılı dahil her şeyi elde edebiliyor ve bu çok mide bulandırıcı, çünkü aynı dünya görüşüne sahip olmadığımızdan eminiz.

Onunla hiç karşılaştınız mı?

Hayır. Hiç alakamız olmayan bir insan. Onun için herşey, hiç bir şeyin değeri olmamasında. Noir Desir ve Zebda, aynı şey çünkü aynı bütüne aitler. Durumun iğrençliğini o yaratmadı, ama sürekli ismimizi kullanmakta çok ileri gitti. Biz salt erkinlik yanlısıyız, liberal değiliz. Liberaller dünyanın piyasanın bir kopyası olduğuna inandırıyor, Universal'in logosu gibi. Finansal açıdan pek iyi gitmediğini sezdim, ama iletişim konusunda çok başarılılar. Bu adam müthiş birisi: ne yapıyorsa huzur için yapıyor, Amerika ile ilişkileri sağlama alıp herkesin oyuncaklara sahip olması için yapıyor.

İsminizi nasıl kullandı, bir örnek verebilir misiniz ?

Jean Marie Messier ocak ayında France İnter radyosuna konuştu ve Noir Desir'i örnek göstererek, Fransız plaklarının çeyreğinin yurt dışına satıldığını iddia etti. Bu doğru değil. (grubun son albümü, plak şirketine göre, Fransa'da 700000, dışarıda 90000 sattı) İnsanlar itiraz edilmediği sürece her şeyi söyleyebiliyor ve bundan hoşlanıyorlar.

Sizce bu mektubun sonuçları ne olur ?

Bilmiyoruz. Bazı anlar vardır ki, düşüncelerinizi söylemek için cesaret bulmanız gerekir ve bunun bir dayanışma sağlayacağını umuyoruz. Bundan hiç kimseye bahsetmedik, hesaplamadık, çünkü eğer fazla hesaplarsanız cesaret yok oluyor. Plak şirketi fakirleri sömüren kötü zenginler tarzında bir suçlama bekliyordu, ama bunun kimseye hiç bir yararı olmazdı.

Bir kopma söz konusu olabilir mi ?

Barclay'ın iyi anlaştığımız yeni bir ekibiyle imza attık. Kaydedecek bir albüm daha var, yani bir kopma durumu yok. Ama nereye varabileceğini hiç kestiremiyoruz. Düşündüğünün aksine, kaybedecek bir şeyimiz yok. Bence, Messier suskun kalacaktır.

Çabucak bir plak çıkartıp kontratınızdan kurtulmanız mümkün mü ?

Hayır, çünkü bu plağı ve dinleyicileri rehin almak olur.

Bulunduğunuz konumun çelişkileri yüzünden eleştirildiniz, sistemin içinde ama on karşı.

Bu eleştirilere düşünüldüğü kadar hassas değiliz. Universal'de olmadıkları için rahat olan, bize sorulan soruların asla sorulmadığı sanatçılar var. Konu sadece bizi kapsamıyor. Okuduğum mektupta Messier'nin yalnız olmadığını özellikle belirttim. Herkes tepki göstermekten korkuyor. Bir görevimiz olduğunu düşünüyoruz ve kendimizi yalnız hissetmekten nefret ediyoruz. Plak satan başkaldırıcı bir istisna olmak ve bu pislikte devinmek hiç ilgimizi çekmiyor.

Le Monde