|
İnanılmaz bir arşive sahip DJ olmanın dışında, onu dünyanın en iyi müzik dergilerinin sayfalarına taşıyan ne gibi bir özelliği var Gilles Peterson'ın? Gilles Peterson, tıpkı Motown'ın yaratıcı dehası Berry Gordy gibi müzik tarihinin ön yüzünü değiştiren dahilerden biri; Gordy'nin İngiliz versiyonu.
Fransız/İsviçre karması bir ailenin çocuğu olarak Güney Londra'da doğan Peterson, 18 yaşındayken şimdilerde ünlenen Camden'daki Dingwalls Club'da yaptığı DJ oturumları efsanevi boyuttaydı. Setleri genelde urban cazdan funk'a, soul'dan hip hop'a kadar geniş alana yayılıyordu. Bunların dışında Peterson, aynı zamanda Acid caz ismini ortaya çıkaran isimlerden biri. Bu isim kuzey soul fanatiği Eddie Piller ve Peterson arasında yapılmış bir espri sonucunda ortaya çıktı, ama daha sonra bütün dünyada kabul edilen moda bir sentezin adı oldu.
Pek az kişi Gilles Peterson gibi bir geçmişe sahip olabilir: 13 yaşında caza aşık olan Peterson 15 yaşında Herbie Hancock'u dinlemesinin ardından modern müziklere yöneldi ve 18 yaşında DJ'lik işine soyundu. Gilles çalıştığı kulübe caz sokmaya başlamış ve cihazlarla bunu bozarak dahası distort ederek ve bir yandan da gülerek bunu acid caz olduğunu söylemişti. Bu bir şakaydı, ama kimse bunu öyle algılamadı ve acid caz bir vücuda bürünmeye başladı. Hikayenin bundan sonraki kısmı bildiğiniz gibi. Özellikle 90'lı yılların başında büyümeye başlayan acid caz insanları akşamdan sabaha beraberinde dans ettikleri bir tarz haline geldi. Gilles peterson bir trend haline gelen acid caz için şöyle demişti: " Acid caz bir tarz değil, bir tutumdur." O böyle demiş olsa da acid caz Gilles Peterson'ın da tahminlerini aşarak bir akım haline geldi.
Acid caz, aynı zamanda Brand New Heavies, Jamiroquai, Mother Earth ve Courtney Pine gibi birçok sanatçının doksanlı yıllardaki çıkışının da adı. Peterson sadece kendi plak şirketi için değil; aynı zamanda Blue Note ve Prestige için de toplama çalışmalar yaptı. Elektroniğin caza açılan kapılarını iyice aralayan Peterson'ın çalışmaları, o kapıları uzun süre açık tuttu. Caz müzisyenlerinin bir kısmının asit cazı reddettiği zamanlarda, bu akım caz dinleyenler arasında tekrar patlama yaparken, daha çok 24 - 30 yaş kitlesi tarafından ilgi gördü. Pharaoh Sanders ve Roy Ayers gibi sanatçılar bu akıma karanlıktan, daha doğrusu hiçlikten geldiler, hit oldular. Yeni kuşağın eskinin kıymetlerini kavramasında ve onların buralara gelmesinde Peterson'ın çok büyük payı var tabi. Peterson, işleri ilerleterek kendine ait plak şirketi Talking Loud'u kurdu. Bu firma, 4-Hero ve Roni Size gibi birçok drum'n bass sanatçısını ilk albümleriyle prezente etti. Bunun yanında Peterson, Andy Bey'in Nick Drake'den yorumladığı "River Man" parçasını yeniden hayata döndürdü.
Talkin' Loud'un, gidişatı içinde funky'den drum'n bass'e doğru bir rota izledi. Bu şirket
eklektizm üzerine mi kurulmuştu, yoksa eklektizmi sadece birleştirici unsur olarak mı görüyordu?: Eklektik çok tehlikeli bir kelime; evet eklektik olmak Talkin' Loud için önemli bir şeydi, ancak üzerinde yoğunlaşacak açık bir odak olmalıydı. Amaç şarkıları bütününde birbirine uyumla bağlayacak farklı türleri global ve çağdaş bir çizgide yakalamaktı. Talkin' Loud'un caz ile olan ilişkisi müziğin ruhu üzerine kurulu. Cazın gerçek ruhunun zaman dışı oluşu, Peterson konseptinin çıkış noktasıydı. Caz çok önemli etkileşimdi, ama ne yazık ki günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş olan 50 yıl öncesinin cazı, artık kendi olmaktan ziyade diğer türler için bir tat olarak yeni yollar açıyordu.
Norman Jay ile beraber çalıştığı 97 tarihli "Journey By DJ"den daha az titreşimli bir çalışma, ancak deyim yerindeyse daha radikal. Çalışma caz, soul, funk, drum'n'bass, two-step ve aralarındaki bağı Pharoh Sanders, A Tribe Called Quest, Fania All-Stars, Freddie Hubbard, Ellia Soares, Isley Brothers ve MJ Cole gibi isimlerin arasında bulduğu Latin ve Brezilya müziklerini barındırıyor. Funkadelic'in sözü bu albüme uyuyor.
İki yıl sonra çıkan "Incredible Sounds of Gilles Peterson" sıradan bir toplama değil: uzun, sıkıcı, karmaşık veya alışıldık turntable numaraları ile caka satmaması nedeniyle Gilles Peterson asla ortalama bir DJ olmadı. O ne bir hip hop kolajcısı nede club mix'çisi; bütün bunların aksine Peterson, DJ'liğin kalitesini sorgulayan bir editör gibi gördü kendisini.
Üstünlük karışımda değil de, birbirine uyum sağlayabilmiş materyallerde olduğu zaman DJ'lik işi, şamanik bir görevden ayrıcalıklı bir bilgiyi ulaştırma misyonuna bürünür; böylelikle de iki önemli işlevi yerine getirir: Seyirciyi eğlendirme ve aynı zamanda eğitme. François Gilles Peterson teknik kapasitesinden şüphe etmiyor, çünkü çalışmalarının nitelikleri ve kaliteleri hatta yüreklilikleri ile üstünlüklerini her çalışmasında kanıtlıyor.
Halihazırda var olan parçaları alıyor ve ard arda sıralayarak çalıyor olması sakın sizi yanıltmasın, çünkü sanıldığının aksine hiçte sıradan bir iş değil bu. Uluslararası başarı kazanmış olan, dünyanın en çok satılan ve bizde de bir zamanlar Açık Radyo'nun yayınladığı BBC Radio 1 şovuna sahiplik eden Gilles Peterson, underground piyasasının ilgisini eski ile yeni arasındaki kültürel köprünün reçetesiyle çekti. Parça seçiciliğindeki bu kusursuz anlayış, "Incredible Sounds" da yer alan şu sözlerden de anlaşılacağı üzere, onun sevgi ve nefretinin bileşkesinden meydana geliyor: "Fuck Acid House!, This is Acid Jazz!"
Bu akıl almaz, mucizevi seçmeciliğin ötesinde Peterson, yoğun çılgınlık anlarının toplamından oluşan anlayışı ile gerçekten kayda değer bir DJ. "Incredible Sounds", öyle iyi ve akılcı bir atmosfer yaratıyor ki, insan bir an "neden bu sihri daha önceden yaratmadı" diye sormadan edemiyor.
Onun İngiliz club kültürünün en verimli ve parlak zamanlarını doldurduğunu unutarak, zaferini tesadüfi olarak yorumlayanlar, yaratıcı zamanları tekrar geri çağıran albümü "Worldwide / Programme 1" çıktığında, nazikçe suskun kalmayı tercih ettiler. Devrim yapan albümleri, Acid-Jazz'ı bir janra dönüştürdü. Bu dönemde club etkinliklerinde belirgin bir artışa dair çıkış noktasının merkezinde Gilles Peterson'ın olduğu da varsayılan bir durum. Çılgın Peterson, Funkster sıra dışılığını, ellili yılların tarzı olan Nice Music'i ile enteresan bir caz tarzına oturttu. Peterson halen İngiliz dans ve caz akımlarının ilham kaynaklarından biri. Kendi radyo programıyla birlikte, ülke çapında sayısız performanslar sergiledi ve hemen hemen her yerde kendine has bir hayran kitlesi yarattı. Artık Talkin Loud açık kulaklar için önemli bir markaydı; caz, drum'n bass, soul ve folk'tan müteşekkil bir müzik anlayışının örnekleri olan bir dolu ekip şimdi karşımızdaydı.
Caz tatlısı Buddy Rich ve avant-caz ikonu Sun Ra'dan, Drum'n bass paşası Roni Size'a son zamanların popüler Trip-hop ismi Moloko'ya, hip-hop'ın sert çocukları Gang Starr'dan, babaların babası Miles Davis'e kadar birçok sanatçıyla bağlantısını koparmadı, onları eski olsun yeni olsun bulundukları köşelerinden çekti aldı ve yeni anlamlar ve taze ilgiler kazandırdı. Terk edilmiş bir patikada yaşayan bu parçaları bir araya getirmek için verdiği hukuk mücadelesi de, ayrı bir konu.
Böylesi albümlere genel olarak "toplama" adı verilir fakat bu kategorik isim albümün sürprizlerle ve farklı tatlar bırakan etkisini ifade edebilmekten öylesine uzak ki... siz iyisi mi boş verin! Sadece Gilles Peterson'ın usta işi play-list'inin büyüsüne bırakın kendinizi.
Murat Beşer
|